Bir zamanlar arkadaşlar arasında mektup yazardık. İşte o mektuplar çok değerliydi. Zamanla kağıtlar eski kokardı. Anılar hep bir kutunun içinde saklanırlardı. Zaman zaman saklandıkları yerlerden çıkacaklarını bilebilmek iyi gelirdi.. di li geçmiş zamanlarda konuşmak hüzünlendiriyor ama olsun yine de güneşli günlerdeyiz.... işte tam da o mektuplardan biri var aşağıda...
"Tanrıların ayak izlerinin sadece düşlerde değil taşlarda da silinmediği bir mekan-zaman coğrafyasındayım şimdilerde. Cenevizli, cenevizsiz ama her daim korsanların mekan tuttuğu korkusuz insanlardan miras kalmış şehrin kalıntıları az ötemde. Az ötemde zamanın yavaşça tıkırdamış olduğu vadi ve ağacın üstüne tüneyen baronlar. Martısı az, güneşi bol, mavisi çok bir iklim her yanımı sarmış durumda. Ve garip bir beklentisizlik... ney'in sesi, gitarın telleri de zaman zaman. Tek gerçek zaman "şimdiki zaman"dır söyleminden yola çıkarak içinde bulunduğum an'ı yaşıyorum yalnızca. Kimbilir belki de kendimi kandırıyorum... Duyabildiğimse şu an sadece rüzgarın sesi... Bir uçurtma yapmanın peşindeyim yanısıra. Güneşe iyi bir oyun oynamak, ay'ı şaşırtmaksa amacım, bu oyunu tek başıma kurmadığım da apaçık. Dantel saçlarının yanı başından sarktığı kırmızı yanaklı küçük bir kızın düşlerini süslemek ve rüzgarı sevindirmektir amacım. Akdeniz yani Bahri Sefid hiç de o sinir bozucu şarkıdaki gibi akşamları konuk etmiyor, aşkı, büyüyü iki notaya sığdırmıyor... üstelik aylardan temmuz da değil neyseki. Aşk için büyü için daha çok şey gerek ve burada hepsinin olduğunu görmek bile yetmiyor... yetmiyor...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder